Eğitim camiası geçmişi olan ve eğitimin içerisinden Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un göreve gelmesiyle birlikte; eğitim çevreleri başta olmak üzere toplumun her kesiminde, eğitim ile ilgili çok olumlu beklentiler gelişmiştir. Kendisiyle ilgili beklentiler çok yüksek ve eğitimin yıllarca birikmiş sorunları çözüm beklemektedir. Göreve geldikten sonra uzun bir süre sessizliğini koruyan, bu arada yapılması gereken değişimleri istişareye açan Bakan Ziya Selçuk Mayıs ayında nihayet ilk açıklamayı yaptı. Eğitim sistemi ile ilgili Ortaöğretimde yani liselerde yapılacak değişiklikleri bir bir sıraladı.
Türkiye’nin en büyük eğitimci derneği olan ÖĞ-DER’inde basın açıklamalarında sürekli vurguladığı birçok husus; dil eğitiminin seçmeli olması, ders sayılarının ve ders saatlerinin azaltılması ve okullarda etkinliklerin artırılması kabiliyetleri ön plan çıkaran eğitim anlayışına geçiş konusu gibi birçok konuda yapılan değişiklik öngörülüyor.
Artık liselerde 15-16 farklı ders yerine az sayıda zorunlu ders ve toplamda 7-10 arası ders öngörülüyor. Böylece öğrenciler bir dersi daha çok sayıda görme imkânı bulacak bunun yanında seçmeli dersleri kendi seçebilecek. Bunun yanında dersler uygulamalı olacak ve öğrencinin okulda sürekli ders görmesi yerine beceri kazanmasına yönelik çalışmalar artacak. Yüzeysel öğrenme yani malumat sahibi olma yerine konularda derinleşme sağlanacak. Teste dayalı bir eğitim yerine hayata dair dersler artırılacak. Okullar 15 tatil ve yaz tatilinin dışında da tatil olacak. Öğrenciler belli dönemlerde nefes alacaklar.
Öncelikle şunu da ifade etmeliyim ki eğitim sistemine dair yapılan bugüne kadar ki değişiklikler uzun mesafeli olmadı. Yapılanlar eğitimin ve eğitimcilerin sorunlarını çözme noktasında çokta faydalı olmadı.
Bakanlığımız önce nasıl bir insan yetiştirmek istediğini ortaya koymalı. Belirlenen ölçülerdeki bu insanı yetiştirecek öğretmeni önce buna uygun yetiştirmeli, eğitim sistemini ve müfredatları buna göre ayarlamalıdır.
Sürekli yapılan değişiklikler batı kopyalı uygulamalar uzun süreli olmuyor ve eğitim camiasına güvensizlik getiriyor. Bakanlara, bürokratlara göre bir sistem değişikliği değil 20 yıllık 30 yıllık ilkeler belirlenmelidir. Zorunlu eğitim kapsamında örgün eğitimdeki okullarda tutulan problemli, örgün eğitim içerisinde okumak istemeyen birçok öğrenci eğitimi ciddi aksatıyor. Farklı disiplin olaylarına öğretmene ve akranlarına karşı şiddete sebep oluyor. Okullarda ortalama ile geçme yani 6-7 dersi zayıf olan bir öğrencinin ders ortalamasını tutturup sınıf geçmesi eğitimi ciddi aksatıyor.
Avrupa Birliğinin eğitim sistemine dair istekleri, ETCEP gibi AB projeleri gençliğe ve eğitime ciddi zararlar veriyor.
Eğitimde denetimsizlik başıboşluk meydana getiriyor. Eğitim yönetimi iş ve işlemleri, eğitim faaliyetleri rehberlik ve denetim manasında ciddi bir yapıya kavuşturulmalıdır. Sadece akademik başarıya yönelik uygulamalar, teste dayalı anlayış birçok önemli hususun göz ardı edilmesine sebep oluyor.
Bakanımız Ziya SELÇUK beye özellikle şunu belirtmek isterim ki derdimiz sadece PİSA verilerinde yükselmekse, verilerde çıtayı yukarılara taşımaksa yapılan değişiklikler buna dair olursa belki 5-10 basamak atlanabilir ancak milletimizin Milli Eğitim Bakanlığından beklediği medeniyet değerlerimize uygun “Millî” bir eğitim sistemi arzusu başka bir bahara kalır. Bakanlığımız yeni değişikliklerde dünyayı tanıyan, gelişmeleri takip eden, sorunları çözen bir öğrenci arzularken Milli ve Manevi değerlerimizin kazandırıldığı, millî tarih ve millî kültür şuuruna sahip fertler yetiştirmek ayrıntısı gözden kaçırılmamalıdır. Pergelin sabit noktası kadim değerlerimize mi yoksa bugüne kadar olduğu gibi batı merkezli uygulamalara mı konulacak bunu kısa zaman sonra göreceğiz. Ümit ediyorum ki bundan sonra kendi değerlerimize dönelim.
Bugüne kadar yapılan değişiklikler Bakan merkezli olduğu için bakanlarında görev süreleri dikkate alındığında yapılacak değişiklikler bakana bağlı olmadan süreklilik haline getirilmelidir. Bugüne kadar sistemde sürekli yamalar yapıldı ancak bakanlardan sonra birçoğu değiştirildi.
Son yapılacak değişiklikleri olumlu bulunduğumu söyleyebilirim. Eğitim camiasında da gördüğümüz kadarıyla yeni yapılan değişikliklere destek var. Bakan beye bu konuda güven var. Ancak hem şahsımda hem de eğitim camiasında gördüğümüz kadarıyla geçmiş tecrübelere dayalı bazı endişeler var. Bunları da bir eğitim STK’sı temsilcisi vasfı ile dile getirmek istiyorum.
Birincisi okulda ders sayıları azaltılırken ders saatleri artırılıp günlük 8 saat okulda tutulacaksa gerçekte çok şey değişmeyecek. Çünkü öğrenci okulda günlük 8 saat ders görmekten ciddi manada sıkılıyor. Ders saatlerinin liselerde 30 saat ve kademeli olarak diğer ortaokul ve ilkokulda 30 saatten daha az olması beklenen bir istek. Zorunlu dersler azaltılırken öğrenci yine derslere boğulacaksa bununda çok faydası olmayacak. Ders olmadığı saatlerde öğrencinin kabiliyetine göre bir spor, sanat ve kültürel çalışmalar gibi etkinliklere yönlendirilmesi faydalı olur. Okul spor salonları daha aktif kullanılabilir.
Ders çizelgeleri incelendiğinde özellikle 9. Sınıflarda bazı dersler zorunlu dersler içerisinde yer alırken, bazı temel derslerin yer almaması, spor ve sanat etkinliklerinin sayısının az olması dikkat çekmektedir. Yeni lise sisteminde ayrıca ders saatlerinde azalma yok gibi görünüyor. Ders çeşitlerinde azalma görülmektedir. Bazı derslerin birleştirildiği farklı bir ders adı altında toplandığı görülmektedir. Eğitim sistemi etkili yöneltme esaslarına göre şekillendirilmediği takdirde ders seçiminin çok da anlamlı olmayacağı görülmektedir.
Zorunlu dersler içerisinde tarih dersi gibi bir dersin olmaması doğru değil. Lise 1. Sınıftan itibaren tarih bilgisi ve şuuru verilmeli. Tarih dersi sadece 12.sınıfta zorunlu dersler içerisine konulmuş bu da yetersiz. Öğrenci isterse hiç tarih dersi görmeden eski Orta Asya’yı, İslam Tarihi’ni ve Osmanlı Tarihi’ni öğrenemeden 12.sınıfa gelebilir.
Daha önceki bakan döneminde konulan Peygamberimizin (sas) hayatı, Kuran-ı Kerim ve Temel Dini Bilgiler seçmeli dersleri gidecek gibi görünüyor. Sadece öğrenciye bırakılacak seçmeli dersler olacaksa bu derslerin okullarda seçilmesi oldukça zor görünüyor. Bu yüzden seçmeli derslerde velinin de onayı olmalıdır. Din dersleri ilkokul 2. Sınıftan itibaren verilmeli. Gerçek din eğitimi ilkokul hatta anaokulunda yeterince verilmeli ve ders kültür olarak değil gerçek bir din eğitimi verilerek bu ihtiyaç giderilmelidir.
Milli Eğitim Bakanlığının yeni belirlediği ara tatil dönemlerinde öğretmenler de tatil yapabilecek mi belirsizliği var.
İllerde yapılacak yönetici atamalarının Eylül 2019 sonlarına sarkması doğru değil. Tüm iş ve işlemler yaz aylarında 1 Eylül’e kadar tamamlanıp okullar yönetici ve öğretmenleriyle düzene girmeli. Yönetici ve öğretmenler öğrenci gelmeden belli olmalıdır.
Birçok dersin zorunlu ders olmaktan çıkarılması üzerine norm fazlalıkları ile ilgili nasıl bir çözüm üretilecek konusunda belirsizlik var.

Üniversite sınavı bilgiye ve teste dayalı olduğu müddetçe test sistemi de ezbercilikte devam edecektir.
Derslerde özellikle matematik derslerinde hayatta lazım olmayan konular müfredattan çıkarılarak sadelik sağlanmalıdır.
12 Yıl zorunlu eğitim devam edecek mi yoksa lise zorunlu olmaktan çıkacak mı, Liselerde 4.sınıf kaldırılacak mı? Çıraklıkta devam etmesi gereken, açık lisede okuması gereken, okumak istemeyen öğrencileri zorla okula getirmek ne kadar mantıklı ve verimli?
Gençlere yönelik olarak yapılan tüm anketlerde en önemli sorun, gelecek kaygısı ve işsizlik çıkıyor. Buna yönelik iş imkânları artırılarak ve iş imkânlarına göre okullar açarak gençliğin çaresiz kalması engellenmelidir. Meslek eğitimindeki arızalar giderilmelidir.
Milli Eğitim Bakanlığımız yeni eğitim öğretim çalışma takvimini de birkaç gün önce kamuoyu ile paylaştı. Eğitim öğretim takviminde yapılan değişiklik farklı perspektifte değerlendirildiğinde; eğitimde olumlu katkı sunacağı ile ilgili beklentiler tartışılmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı daha önceki açıklamalarında bölgesel farklılıklar olabileceği ile ilgili yasal düzenlemelerden bahsetmişti. Ancak kamuoyu ile paylaşılan takvimde ek olarak birer haftalık iki ara tatilin planlandığı görüldü. Turizm çevrelerince olumlu karşılanan değişikliklerin, eğitim öğretide başarı üzerindeki olumlu ve olumsuz katkıları ve bölgesel farklılıklar farklı değerlendirilmelidir.
Sonuçlarının hemen bugün yarın alınamadığı yapılan yanlışların gençliğin geleceğine büyük etkiler oluşturduğu bunun için eğitim sisteminde geçmişteki hüsranları yaşamamak için gerekirse on kez düşünülmeli ve bir kez karar verilmelidir. Eğitimcilerin katkısının olmadığı ve ikna edilmediği bir sisteminde uygulaması uzun sürmüyor.
Değişikliklerin ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini, yıllardır özlenen ve milletimizce beklenen “milli” bir eğitim sisteminin en kısa sürede geçilmesini diliyorum.