Bu çalışmamızda, yöneticilik ve fıtrat arasındaki durumu ele alarak yaşanan sıkıntıları belirli çizgiler ışığında ele aldık.
Yaratılan varlıkların doğuştan elde ettiği hak ve meziyetlerin gerek kendileri tarafından korunması gerekse onları yönetenler tarafından korunması ve emniyet altına alınması, sonuçta ise fıtratın ferdi veya toplumsal olarak bu şekilde korunması ve geliştirilmesi bu çalışmanın bir özetidir.

Fıtrat nedir?

“İlk yaratılış” anlamına gelen Fıtrat, varlıkların yapısını oluşturan, geliştiren ve değiştiren kanunları içine alır.

Fıtratın din ile ilişkisi şu şekildedir; Din; akıl sahibi varlıkların, peygamberler vasıtasıyla Allah (c.c.) tarafından gönderilen kitabın ve içindeki hükümlerin benimsemesini ve uygulamasını isteyen ilahi kanunların bütünüdür.

Dinin insanla ilişkisi ise muhatap almak üzerine kuruludur. Din, karşısındaki insanı muhatap alır. İnsan diğer varlıklar içerisinde farklı emanetlere ve meziyetlere (özelliklere) göre yaratılan bir varlıktır. Bu emanetler ise akıl ve iman…
Meziyetleri ise cüzi iradeyle beraber, İyiyi – kötüden, güzeli-çirkinden, faydalıyı-zararlıdan, adaleti-zulümden, doğruyu-yanlıştan ayırabilmektir. Bu özelliği ona birtakım sorumluluklar yüklemektedir. Bu sorumluluk onu sosyalleşmeye götürmektedir.


Yaratılış gayesi önce kulluktur.
Kulluk bir imtihan vesilesidir.
Bu imtihan hak-batıl şeklinde devam etmektedir.
İnsanın yaratılıştan (fıtraten sahip olduğu) hakları-özgürlükleri vardır…
Bu haklar;

  1. Yaşama Hakkı
  2. Sağlık Hakkı
  3. Eğitim Hakkı
  4. Düşünce ve İfade Özgürlüğü Hakkı
  5. Kişi Dokunulmazlığı Hakkı
  6. Din ve Vicdan Özgürlüğü Hakkı
  7. Özel Yaşamın Gizliliği Hakkı
  8. Vatandaşlık Hakkı

Yaşama hakkı, en temel haktır. Hiçbir şekilde ortadan kaldırılamaz sınırlandırılamaz.

Kişi dokunulmazlığı hakkı; kişinin hem beden hem ruh bütünlüğünü korumaya yöneliktir.

Sağlık hakkı; herkes sağlıklı bir çevrede yaşama ve sağlığını koruyacak tedbirler alma hakkına sahiptir.

Eğitim hakkı; herkes eğitim–öğretim hakkına sahiptir.

Dilekçe hakkı; herkes şikâyetlerini ve isteklerini yetkili makamlara ve TBMM’ye iletme hakkına sahiptir.

Özel yaşamın gizliliği hakkı; herkes özel yaşamına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Kanunla belirlenen özel durumlar dışında hiç kimsenin üzeri ve özel eşyaları aranamaz, haberleşme araçları dinlenemez.

Konut dokunulmazlığı hakkı; hiç kimsenin konutuna izinsiz girilemez.
Seçme ve seçilme hakkı; herkes ülke yönetimine katılmak için seçme ve seçilme hakkına sahiptir. Bu amaçla siyasi parti kurabilir ve siyasi partilere üye olabilir.

Ülkemizde yukarıda belirtilen temel haklar anayasa ve yasalarla koruma altına alınmıştır. Devlet bazı özel durumlarda bu haklardan bazılarında kısıtlamaya gidebilir.

Temel haklara sahip olmanın hiçbir şartı ve sınırlaması yoktur. Tüm insanlar herhangi bir ayrım (din, dil, ırk, cinsiyet, yurttaşlık vb.) gözetilmeksizin yalnızca insan oldukları için temel haklara sahiptir.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin ilk maddesi, “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdan sahibidirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyetiyle hareket etmelidir.” der.

Temel Özgürlüklerimiz Nelerdir?

İnsanların kişiliğini geliştirme ve insanca yaşayabilmesi için, başkalarının haklarını ihlal etmeden özgürce yaşayabilmesini sağlayan haklardır. Bu hakların bazıları şunlardır;

  • Düşünce, kanaat ve ifade özgürlüğü,
  • Basın özgürlüğü,
  • Din ve vicdan özgürlüğü,
  • Haberleşme özgürlüğü,
  • Yerleşme ve seyahat özgürlüğü,
  • Toplantı hak ve özgürlüğü,
  • Bilim ve sanat özgürlüğü…

Bu haklar da devlet tarafından anayasa ve yasalarla koruma altına alınmıştır. İnsanlar bu hak ve özgürlüklerini kullanırken, başkalarının hak ve özgürlüklerine zarar vermemek için devletin belirlediği kanunlara uymak zorundadır.


Temel Hak ve Özgürlüklerimizin Genel Özellikleri:

  1. Doğumla başlar, ölümle biter.
  2. Evrenseldir, dünya’nın her yerinde geçerlidir.
  3. Dokunulamaz, devredilemez ve vazgeçilemez özellikler taşırlar.
  4. Tamamı bir bütündür. Bir tanesi bile olmazsa veya kullanılmazsa diğerleri bir işe yaramaz.
  5. Yaşama hakkımızın dışındaki diğer tüm haklar sıkıyönetim, savaş, bulaşıcı hastalıklar, nüfus sayımları gibi insan hayatının söz konusu olduğu olağanüstü durumlarda sınırlandırılabilir. Normal durumlarda hakların sınırlandırılması asla söz konusu olamaz.
  6. Başkalarının hak ve özgürlüklerinin başladığı yerde bizim hak ve özgürlüklerimiz biter.
  7. Her devlet düzenlediği anayasa ve yasalarla insan haklarını güvence altına almak zorundadır.
  8. Bütün haklar uluslararası belgeler ve kuruluşlar tarafından da koruma altına alınırlar.


Fıtratın Değerlerle İlişkisi ve Değer Nedir?

Değer, bir sosyal grup veya toplumun kendi varlık, birlik, işleyiş ve devamını sağlamak ve sürdürmek için üyelerinin çoğunluğu tarafından doğru ve gerekli oldukları kabul edilen ortak düşünce, amaç, temel ahlaki ilke ya da inançlardır. Değerin özellikleri şöyle sıralanabilir:

  1. Toplum ya da bireyler tarafından benimsenen birleştirici olgulardır.
  2. Toplumun sosyal ihtiyaçlarını karşıladığına ve bireylerin iyiliği için olduğuna inanılan ölçütlerdir.
  3. Sadece bilinci değil, duygu ve heyecanları da ilgilendiren yargılardır.
  4. Bireyin bilincinde yer alan ve davranışı yönlendiren güdülerdir.
  5. Değer, normu içerir. Değerlerin normlardan farkı; normlardan daha genel ve soyut bir nitelik taşımasıdır.


Fıtratın Değerlerle Birleşimi:

Ferdi ya da toplumsal bir oluşumu ortaya koyar.
Burada yönetici gerek ferdi gerekse toplumsal çevresiyle bu özellikleri paylaşmak ve korumakla görevlidir.

Yöneticilik ve Paylaşım:
Paylaşım; paylaşma, bölüşme demektir. Kişi bu paylaşmayı kendisi dışında olan yani kendisiyle beraber olanlarla yapar.

Yönetici ve Paydaşlar.
Paydaş: Bir şirkette, bir sistem veya kendi ihtiyaçlarını ve beklentilerini karşılayan mülkleriyle ilgili hakları, payları, gereksinimleri veya çıkarları olan bir kişi veya kuruluştur.

Okul yöneticisinin paydaşları kimlerdir?
Öğretmenler, aile, sosyal çevre, okul, program, veli ve sivil toplum kuruluşlarıdır.
Okul yöneticisi paydaşlarla nasıl bir çalışma yapmalı ki fıtratı paylaşmış olsun?
Burada kendisinin sahip olduğu doğuştan gelen haklarına sahip olduğu meziyetlere ve kulluk imtihanı çizgisine göre kendisi dışındakilerle onların sayılan bu özelliklerine zarar vermemesi, değer vermesi fıtratın yönetimsel olarak paylaşılması demektir.

Sonuçta faydalı bir çalışma ortaya çıkmış olur.

Yönetici mesuliyet alanlarını bilmeli ve ona göre etrafına bunları uygulamalı ve onlar açısından bunları korumalıdır. Bu mesuliyetler ise şu şekildedir;

  • Allah’a karşı sorumluluğu,
  • Kendine karşı sorumluluğu,
  • Ailesine karşı sorumluluğu,
  • Çevresine karşı sorumluluğu,
  • İşi ile ilgili sorumluluğu,
  • Öğretmenlere, öğrencilere, velilere ve personele karşı sorumluluğu.

“Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım.”Zariyât 56

“Hanginizin davranışça daha iyi olduğunu deneyerek göstermek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O, güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.” Mülk 2

“Hâkimiyeti aldığında ise ülkede bozgunculuk çıkarıp ürünleri ve nesilleri yok etmeye çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.” Bakara 205

“Onlar öyle kimselerdir ki, kendilerine bir yerde egemenlik versek, namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler ve kötülükten alıkoymaya çalışırlar. İşlerin sonu Allah’a varır.” Hac 41

“Nihayet o gün nimetlerden elbette sorguya çekileceksiniz.” Tekâsür 8

“Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür.” Zilzâl 7

“Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görür.” Zilzâl 8

“Kim güzel bir şefaatte bulunursa ondan kendisi için bir nasip olur; kim de kötü bir işe aracılık ederse onun da buna denk bir payı olur. Allah her şeyi koruyup hakkını vermektedir.” Nisâ 85

“İslâm’da iyi bir çığır açan kimseye, bunun sevabı vardır. O çığırda yürüyenlerin sevabından da kendisine verilir. Fakat onların sevabından hiçbir şey noksanlaşmaz. Her kim de İslâm’da kötü bir çığır açarsa, o kişiye onun günahı vardır. O kötü çığırda yürüyenlerin günahından da ona pay ayırılır. Fakat onların günahından da hiçbir şey noksanlaşmaz.” (Müslim, Zekât, 69. Ayrıca bk. Nesâî, Zekât, 64)

İbn Ömer (r.a.) Resûlullah’ı (s.a.s.) şöyle buyururken dinledim, dedi:
“Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Devlet reisi de bir çobandır ve sürüsünden sorumludur. Erkek, ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın, kocasının evinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Hizmetkâr, efendisinin malının çobanıdır; o da sürüsünden sorumludur. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve güttüğünüz sürüden sorumlusunuz.” (Buhârî, Cum’a 11, İstikrâz 20, İtk 17, 19, Vesâyâ 9, Nikâh 81, 90, Ahkâm 1; Müslim, İmâret 20. Ayrıca bk. EbûDâvûd, İmâret 1, 13; Tirmizî, Cihâd 27)

Sonuç olarak;

Allah (c.c.) tarafından verilen, fıtrata bağlı meziyetler insanoğluna birer emanettir. Bu emanetlerin değerlere uygun bir şekilde korunması gerekir, bu bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu hem fert bazında hem de toplumsal olarak yerine getirmek gerekir. Yönetici, bulunduğu çevrede, görevde hem fert bazında hem de bulunduğu konum itibariyle bu sorumluluğun bilincine uygun şekilde görevini yerine getirmek zorundadır. Böylelikle sorumluluk bilinci içerisinde fıtrat gereği sahip olunan meziyetler hem paylaşılmış hem de korunmuş olur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz