Eşler arasında herhangi bir anlaşmazlık vuku bulduğu zaman, mahkemelik olup boşanmadan önce ailenin dağılmasını önlemek için, aralarında o sorunu konuşmak ve gidermek amacıyla eşlerden herbirinin akrabalarından birer kişiyi hakem tayin etmek mükemmel bir İslami çözümdür.

Aile, toplumun temel taşıdır. Evlilik müessesesi ve aile, Peygamber Efendimiz’in (sav) sünneti, neslin devamı ve çocukların terbiyesi konusunda en önemli bir eğitim yuvasıdır.Aile, huzur ve mutluluk, meveddet ve sekinet yeridir. Sağlam aile sağlam toplumu, çürük aile ise çürük toplumu oluşturur. Aile, ahlaki problemler için bir sığınma yeri, bir korunak ve kalkandır. Aile güçtür, dayanışma ve destektir, huzur ve saadettir.

İslami hassasiyetleri sağlam olan ailelerden hayırlı, bilgili nesiller çıkar. Allah’a karşı görevlerini yapan ve kul hakkına girmeyen salih nesiller ancak müttaki ailelerde yetişir. Toplumun temel taşı ailedir. İnsanlığa hizmeti ibadet sayan çocuklar, genellikle huzurlu ve mutlu salih ailelerin çocuklarıdır. Toplumun huzurunu kaçıran ne kadar olumsuzluk ve problemli çocuk varsa büyük oranda parçalanmış, şiddet görmüş ailelerden, ailelerin çocuklarından meydana gelmektedir. Bu tespit bilimsel verilere ve tecrübi bilgilere dayanır.

Aile bireyleri, eşler ve çocuklar olarak mutlu olmak, hem dünyasını hem ukbasını kazanmak için dinimizin emrettiği/tavsiye ettiği her şeyi yapmalı, aile huzurunu bozmamalıdır. Ailenin huzurunu bozmaya yeltenen herhangi bir aile ferdi olduğu takdirde de güzelikle ve hikmetle ailenin diğer fertleri tarafından engellenmelidir. Bu çekirdek aile için de geniş aile için de geçerlidir. Esas olan Cenab-ı Hak’ın rızasını temin etmek, aile bireylerini, aileyi ve toplumu mutlu etmektir. Ancak aile kurumunu ifsat eden, etmeye çalışan içeride ve dışarıda çokça mihraklar vardır. Bizim sağlam aile yapımızdan ve artan genç nüfusumuzdan rahatsızlık duyan, İslam düşmanı çevreler vardır. Müslüman görünen bazı kimseler, bilerek veya bilmeyerek bu kötü emellere alet olmaktadırlar.

İnsanlık tarihi boyunca her alanda olduğu gibi hak-batıl mücadelesi, aile konusunda da yaşanmaktadır. Bizim aile yapımızın referansı İslam’dır. Rasulullah’ın ve ashabı kiramın örnek aile yapısı bizim için yegane referanstır. Bu konuda İslami hassasiyete sahip aileler olduğu gibi olmayan ailelerde vardır. Her ailenin değerlere bakışı, yetişme ve yetiştirme tarzı konusunda çok farklılıklar olmuştur tarih boyunca. Fıtratı bozulmamış müslümanların oluşturduğu sağlam aile yapısını bozmaya çalışan müfsitler, tarih sahnesinden hiç silinmiş değillerdir. Aile yapısını sistematik bir şekilde tahrip edenler, günümüzde adeta coşmuşlardır.

Geçmiş bazı peygamberlerin kavimleri, çeşitli ahlaki problemlerden dolayı bilindiği gibi helak olmuşlardır. Lut’un (as) kavmi, Şuayb’ın (as) Eyke halkı, Hud ve Salih peygamberlerin kavimleri olan Ad ve Semud kavimleri, bunlardan bazılarıdır. Lut’un (as) kavminin helakı lutilik denilen ahlaksızlıktan, Şuayb’ın (as) kavmi olan Eyke halkının helakı ise ölçü ve tartıdaki kul hakkını ihlal nedeniyle olmuştur.Günümüzde bu ahlaki yozlaşmalar fazlasıyla devam etmektedir.

Günümüzde şeytanın temsilciliğini büyük oranda köhnemiş Batı ve yerli işbirlikçileri yapmaktadır. Bu çevreler, Batı’da neredeyse tamamen çökmüş aile yapısının benzerini, İslam coğrafyasına da taşımak istemektedirler. İhanet, dalalet ve ahlaksızlığın bataklığında boğulmuş olan Batı, çok sağlam olan aile müessesemizi yıkmak, yozlaştırmak üzere büyük bir saldırı içindedirler. Yuvalarımız ve çocuklarımız çok sistemli bir saldırı altındadır. Fıtratla mücadele var, ahlaksızlık ve boşanmalar var, güvensizlik ve yangın var. Kurulan aile platformlarının bu yangını söndürmeye gücü yetmiyor. Devlet çok acil bir tedbir almazsa Allah korusun aile diye bir şey kalmayacak.

Batı’da her türlü teşviklere ve meşru-gayri meşru müsamahalara rağmen aile ve nesil yok olmakta, nüfus hızla azalmakta ve aile kurumu can çekişmektedir. İslam coğrafyasında ise her şeye rağmen daha sağlam bir aile yapısı bulunmakta ve müslüman nüfüs hâlâ artmaktadır. Yangın her tarafı sarmadan ciddi bir müdahale kaçınılmazdır.

Batı’da her türlü teşviklere ve meşru-gayri meşru müsamahalara rağmen aile ve nesil yok olmakta, nüfus hızla azalmakta ve aile kurumu can çekişmektedir.

Almanya’da çocuk başına 3000 Euro teşvik pirimi verilmesine rağmen nüfusları artmıyor, bu teşvikler ilgi görmüyor. Meşru-gayri meşru hiç önemli değil, yeterki nüfus artsın deniliyor ancak artmıyor. ABD’de ise evlilik yaşı 14, pek çok Batı ülkesinde 15-16 olmasına rağmen bizde evlilik yaşı 18’dir. ABD’de de 14-15 yaşlarında evlenmek isteyen gençlere, devlet para desteği vermektedir. Bizde ise binlerce mutlu aile, 18’den küçük evlendi diye, kocaları tecavüzcü suçlamasıyla cezaevlerinde alıkonulmakta, aileleri ve çocukları perişan olmaktadır.

Kadının beyanı” ve feryadı bu konuda geçerli değildir. Dünyanın hiçbir yerinde 18 yaşından küçük evlendi diye vatandaşlarına cezalar verilmemektedir. Aile dağıtmak üzere yapılan ihbarlarda “kadının beyanı” esas sayılmakta ve ifadesi alınmadan kocalar evden uzaklaştırma cezası almaktadırlar. Nikahsız birlikteliklerde sorun yok ancak yaşa bağlı olarak evlenmiş olmak, huzurlu bir yuva kurmuş olmak cezayı gerektirmektedir.

Müslüman nüfus ve sağlam aile yapımız, bu çevreleri rahatsız etmekte, ve üzerimizde çeşitli entrikalar uygulanmaktadır. Yıllar önce Marshall yardımları adı altında ABD’nin ücretsiz verdiği gıdaların (un, yağ vs.) kısırlaştırıcı etkisi bilinmektedir. Öğrencilerimize yıllarca verildi. Yerli tohum yerine yabancı tohumların ithal edilmesi, yerli aşılarımızın tamamen kaldırılıp yüzde yüz ithal aşıların gelmesi, kürtajın ısrarla belli çevrelerce savunulması, şeker fabrikalarının özelleştirilip kanserojen etkisi kesin olan tatlandırıcıların çoğalması, Cargil gibi şirketlerin tatlandırıcı piyasasını gittikçe yaygınlaştırması felaketin devam ettiğini göstermektedir.

Müslüman nüfus ve sağlam aile yapımız, bu çevreleri rahatsız etmekte, ve üzerimizde çeşitli entrikalar uygulanmaktadır.

Çok yönlü saldırılar devam ederken İstanbul Sözleşmesi’nin sessiz bir şekilde 2011 yalında imzaya açılması, 2012’de TBMM’den ittifakla (HDP, CHP, MHP ve AKP’nin firesiz onayıyla) geçmesi, 2014 yılında 6284 sayılı kanunun çıkarılması, hemen akabinde ETCEP (Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi) gibi projelerin uygulanmaya başlanması, aile yapımıza ve ahlaki değerlerimize yapılan en büyük saldırılar olmuştur. Bu uluslararası sözleşmeler ve aile yıkan yasaların kaldırılacağına dair beyanatlara rağmen hiçbir değişiklik olmamış ve bu yasalar ve sözleşmeler hâlen yürürlüktedir.

Zaman aleyhimize ilerliyor maalesef. Evlilikler zorlaştı, evlenmekten korkulur hâle gelindi. Evlenenler de hızla marifetmiş gibi boşanmaktadırlar. Özellikle son yıllarda ailede şiddet ve boşanmalar hızla artmakta, özellikle çocuklar zihnen, ruhen, bedenen perişan olmaktadırlar. İstanbul Sözleşmesi ve ona dayalı olarak çıkarılan 6284 sayılı kanuna göre tartışan aile bireylerinin arasına kimse giremez ve onları hiç kimse barıştıramaz. Aile anlaşmazlığında arabuluculuk kanunen suçtur (İstanbul Sözleşmesi, Madde 48).

Ancak İslam dini, böyle bir durum vuku bulduğunda eşlerin arasına girin ve barıştırın diyor. Yüce Allah (cc) Nisa suresinin 35. ayetinde şöyle buyuruyor: “Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır.”

Hakem olayı dediğimiz bu çözüm şekli, ailede olabilecek büyük tahribatların önüne geçmek için Rabbimizin bir tedbiridir. İş büyümeden, aile dağılmadan, yangın bütün evi sarmadan akrabaların iyi niyetle devreye girmesi ve toplumun temeli olan aileyi kurtarmaya çalışmasıdır. İlahi bir çözümdür. Toplumun huzuru ve refahı, neslin süruru ve başarısı için aile kurumu elzemdir ve çok önemli olan bu kurumu “Aile Meclisi” diyebileceğimiz başka bir kurumun marifetiyle korumak ve dağılmasını önlemektir hakem olayı.

Bu aile meclisinin araya girmesi, hakemlik yapması günümüzde daha önemli bir hâl almıştır, zaruri bir tedbirdir. Ailelerin bekası, huzur ve saadetini istiyorsak her konuda olduğu gibi bu çok önemli konuda da Yüce Mevla’nın talimatını dinlemek ve bu hakemlik müessesesini bir an önce hayata geçirmek zorundayız. Her şeyin çözümü vardır ve tek çözüm İslam’dır.Kuran’ın önerdiği bu “hakem heyeti yada aile meclisi” bir an önce hayata geçirilmeli ve İstanbul Sözleşmesi’nin 48. maddesi de hemen kaldırılmalıdır. Şiddetin her çeşidiyle mücadele edilmeli, kadın beyanı gibi erkeklerinde beyanı esas alınmalı ve kurulmuş olan mutlu yuvaların dağılmaması için çok zaruri ve ilahi bir çözüm olan “hakem heyeti” uygulanmalıdır. Evlilikler teşvik edilmeli, kolaylaştırılmalı, boşanmaların önüne geçilmelidir.
Var mıdır İslam’dan başka çıkar yol aziz dostlar?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz