Anne ve babanın çocukları eğitirken dikkat etmeleri gereken en önemli husus; onların dürüst ve ahlaklı kişiler olarak yetişmeleridir. Ebeveynin belli başlı dertlerinden biri çocukların yalan konuşmalarıdır.

Yalanın önlenmesi için ailede “yalan” kavramının ne demek olduğu ve zararları konularında bilincin oluşması gerekir. Yalan; karşısındaki insanı aldatmak için bildiği doğrunun tersini söylemek veya bunu hareket ve davranışlarla ifade etmektir. İnsanları aldatmanın çok kötü bir fiil olduğu inancını yavrularımızın aklına ve kalbine yerleştirmeliyiz.

Çocuk iradesi zayıf olan bir kişidir. Anne ve babasından aldığı her türlü tembihler onun kafasında yer etmiş olsa bile davranış haline gelmesi biraz zaman ister. Eğitim bunun için vardır. Çocuğun ilk öğretmeni anne ve babasıdır. Onlar; “çocuk niçin yalan söyler?” sorusunun cevabını bilmelidirler, bilmiyorlarsa araştırıp öğrenmeleri gerekir.

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.

Çocuklar daha ziyade duygularıyla hareket ettiklerinden kendini korumak için yalan söylemektedirler. Örneğin; okul harçlığını artırmak için kitap, kalem vb. parası olarak giderlerini söylerken ebeveynin bilmesini istemediği ihtiyaçlarını da gizlerler. Bunun anne ve babası tarafından anlaşılmayacağını zannederler. Daha sonra bu yalanın ortaya çıkması halinde de inkâr etme yoluna giderler. Bu ve buna benzer birçok örneklere rastlanabilir. Böyle durumlarda hiddet ve şiddetten kesinlikle uzak durulmalıdır. Bu yanlışın doğru olmadığı, zararları ve doğuracağı sonuçlar kendisine anlatılmalıdır. Burada anne ve babanın üslubu tatlı dil olmalıdır. Atalarımız “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” demişler. Korkutmak ve dayak yanlış olur.

Çocuklar, anne ve babasını kendisine örnek alır. Onları izler, onların davranışlarını takip edip onlar gibi olmak isterler. Ebeveynler bunu çok iyi bilip, onların yanında yanlış davranış sergilememelidirler. Örneğin; baba, akşam evinde ailecek oturmuşlar dinlenirken sabit telefondan arandığında çocuğuna kaş göz işaretiyle “babasının evde olmadığını” ifade etmesi o an için durumu kurtarabilir. Ancak bu cevap ve davranış karşısında çocuk “İnsanlar sıkıştıkları zaman yalan söyleyebilirler” fikrine sahip olacaktır. Anne ve baba çocuklar için rolmodeldir. Ebeveyn bu ve benzeri konularda önce kendisi dürüst olmalı, doğru konuşmalı ki çocuklar da dürüst olsunlar. Bunun için, çocuklarımıza hiçbir surette yalan örneği olmamaya çalışmamız zaruridir.

Eğer, inançlarına ve değerlerine bağlı bir aile yapısına sahip isek, o zaman Yüce Rabbimizin ve Sevgili Peygamberimizin bu konudaki ayet ve hadislerinden de örnekler vererek çocuğumuzun dikkatini çekmeliyiz. Yalancılığın haram oluşunu bildiren çok sayıda örnekler vardır. Biz burada birer örnekle iktifa edelim: “Yalanı ancak Allah’ın ayetlerine inanmayanlar uydurur, yalancılar işte onlardır.” sözü ölçümüz olan, en çok okumamız gereken Kur’an-ı Kerimde, Nahl Suresi, 105. ayette beyan edilmiştir. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’e “Mümin yalancı olabilir mi?” diye sorulunca “Hayır, olamaz.” buyurmuştur. Müslüman ailelerin hayat ölçüleri; Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim ve rehberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’dir. Çocuklarımızın bu iki kaynaktan beslenmeleri için çalışmak ebeveynin sorumluluğundadır.

Mümin yılan deliğinden bir kere sokulur.

Çocuklar, genelde evde büyüklerinden dayak yemek korkusuyla yalan söyleyebilmekteler. Yaptığı yanlışı diğer kardeşinin üzerine atabilmeyi tercih edebilirler. Bu yanlış okulda olmuşsa kendisinin yapmayıp arkadaşının yaptığını söyleyebilmekteler. Ebeveyn olarak çocuğun niçin yalana başvurduğunu anlayıp çözüm üretmeliyiz. Bunu anladığımız zaman da onu şiddetle cezalandırmak kesinlikle doğru olmaz. Onu anlamaya ve dinlemeye çalışmalı, onu sevdiğimizi ifade ederek, yapılan yanlışın ileride doğacak olumsuz sonuçlarını örnekler vererek anlatmalıyız. Hatayı kabul etmenin bir erdem olduğunu, dürüst insanların böyle davranacaklarını ifade etmeliyiz.

Yalancılıkla mücadele için en iyi usul, çocuğun haysiyetine müracaattır. Ancak çocuğun izzeti nefsini fazla körüklemek de iyi sonuçlar vermez. “Benim çocuğum şöyle akıllıdır, böyle doğrudur” gibi sözler de çocuğun şımarmasına sebep olabilir. Çocuğumuzun “Her insan hata edebilir. Önemli olan yapılan hatadan dönmektir.” fikrine varmasını sağlamalıyız. Sevgili Peygamberimizin “Mümin yılan deliğinden bir kere sokulur.” sözü ışığında insanların yanlış yapabileceğini ancak bu yanlışlarını tekrar etmemelerini belirtmeliyiz.

Üzüm üzüme baka baka kararır.

Çocukların yalana başlamalarının bir sebebi de arkadaş mefhumudur. Kötü, yalancı arkadaşlarla birlikte olan çocuklar “Üzüm üzüme baka baka kararır.” atasözümüzde olduğu gibi bu yanlışa düşebilirler. Aile olarak çocuklarımızın arkadaşlarını iyi bilmeli ve tedbir almalıyız. Peygamberimiz: “Kişi arkadaşının dini(ahlakı) üzeredir.” buyurmuştur. Arkadaşlar çocuğun eğitiminde ve davranışlarında bazen anne ve babasından da önemli olabilmektedir. Çok dikkatli olmalıyız.

Çocuklar arkadaşları arasında değer görmek, onların ilgisini üzerine çekmek, onların kendisini kabul edip birlikte olmanın devamlılığını sağlamak için de yalan söyleyebiliyorlar. Onlarla hoşça vakit geçirebilme adına yalan yanlış şeyleri sanki gerçekmiş gibi abartma yoluna başvurabiliyorlar. Bu durumun fark edilmesi halinde mutlaka uyarılmalı, gerçek dostluğun dürüstlükte olduğu izah edilmelidir. “Dost acı söyler.” atasözümüz hatırlatılmalı, yalanlara ortak olunmamalıdır. Arkadaşımız bize kırılır, bizimle irtibatı keser diyerek yalanlara göz yummamalı, güzel bir dil ile uyarılmalıdır.

Çocuklar bazen menfaat nedeniyle de yalan söyleme yoluna gidebiliyorlar. Bu gibi çocuklara yapılacak en doğru muamele, daha küçükken menfaat severliğe alıştırmamak, çıkarı için menfaat peşinde koşan bireyler olmasının önüne geçmektir. Anne-baba, öğretmen ve arkadaşları olarak insanlığın önemli bir değer olduğunu, menfaatçiliğin geçici ve aldatıcı şeyler olup, güzel insanlara yakışmadığını anlatmalıyız.

Çocukların yalan söylemelerinin önüne geçebilmek için, yalancılığın ailede, okulda ve toplumda ne gibi zararları olduğunu da örnekler vererek anlatmalıyız. Bununla ilgili o kadar çok hikayeler vardır ki, bu kısa makalemiz içinde bunları anlatmamız abesle iştigal olur. Özellikle Milli Eğitim, Diyanet İşleri Başkanlığı, Kültür Bakanlığı ve özel yayın evlerinin eserleri fırsat bulunup çocuklarımıza okutulmalı, oralardan ne dersler çıkardıklarını yavrularımıza söyletmeliyiz. Çünkü nasihatin, hikaye ve romanların çocuk davranışlarında çok büyük önemi olduğunu unutmamalıyız.

Yalan, kişinin kişilik bozukluğunu ortaya koyar. Yalancı, başkalarının günahını almış olur. Yalancıdan her türlü kötülük beklendiği için kendisine asla güvenilmez.

Yalan, başka yalanları da doğuracağından kişiyi çok zor durumlara düşürür, toplum içinde mahcup bir duruma sokar. Hem yalanı uzun süre saklamak da mümkün değildir. Atalarımız “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.” demekle bu gerçeği vurgulamışlardır.

Maverdi, yol açtığı kötü sonuçlar yüzünden yalanı bütün kötülüklerin temeli, düşmanlığa kadar varan bir dizi kötülüğün başı olarak niteler. Yalan söylemeyi alışkanlık haline getiren kişiler sonunda pişmanlık doğuracak yanlışlıklar yaparlar; insanların gözünden düşer, aşağılanır, hakarete uğrarlar.

Yalan ile iman bir arada bulunmaz.

Yalan, bütün ilahi dinlerde haram kılınmış, ahlaki hastalık olarak kabul edilmiş ve yasaklanmıştır. Modern toplum öğretilerinde de yalancılık en kötü davranışlardan biri olarak nitelendirilmektedir. Özellikle dinimiz açısından bakıldığında da Müslümanın dürüstlük vasfına terstir. Müslümana doğruluk yakışır. Sevgili Peygamberimiz: “Yalan ile iman bir arada bulunmaz.” demiştir. Dinimiz İslam; sadece yalanı değil, yalan yere yemin etmeyi ve yalancı şahitlik yapmayı da yasaklamıştır.

Bilindiği gibi yalan, dile ait bir afettir. Dil ise, kalbin sözcüsü olarak insanın tüm organlarını ve davranışlarını etkilemektedir. Diline bilinçli olarak yalan söylememek konusunda hakim olabilen kişi, büyük ölçüde kötü akıbetten korunmuş olur. Akıllı olan kimse, yalanın dünyadaki zararlarını ve sonuçlarını kavradığı gibi ahiret hayatındaki sonuçlarını bilip, ona göre davranan kişidir.

Bu yazımızla değerli okuyucularıma çocukta yalancılığın bütün sebeplerini ve bunun tedavi çarelerini saymış olmuyorum. Hatırıma gelen birkaç yalancılık hadisesi ve bunların tedavi çarelerini sıralamaya çalıştım. Yalancılığın hatıra gelmeyen birçok sebepleri olduğu gibi elbette bunların da çareleri vardır. Konunun önemine dikkat çekme kabilinden bazı hususları ifade etmeye çalıştım. Kişi yalancılık batağına düşmemeli, buna asla ihtiyaç duymamalı ve bu hastalığa yakalanan kardeşlerini de kurtarmaya çalışmalıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz