Çok üzücü. Gençlerimizin ekseriyeti artık okumuyor. Buna çocukları da dâhil edebiliriz.
Biliriz ki ilim okumakla, yazmakla kazanılır. Kişilik okumakla, Yazmakla şekillenir. Yollar okumakla, yazmakla bulunabilir.

Bunları önerirken diğer metotları inkâr ediyor değiliz. Ama okumadan bunların elde edilmesi mümkün değildir. Şöyle etrafımıza bir bakalım:

Okuma alışkanlığı kazanma yaşına gelmiş çocukların, ebeveyn ve diğer aile fertlerinin ellerinde mobil cihazlar.Hep onunla meşguller. Ebeveynler belki çocuklarının yeme içme ve diğer ihtiyaçlarını karşılıyorlar ama onlarla hiç ilgilenmiyorlar. Bu çocuk okuma alışkanlığını nasıl kazanabilir?

Şöyle yan gözle baktığınızda, yaşına göre, ya oyunlarla geçiriyor zamanını ya emsalleri ile mesajlaşarak ya da hiçbir süzgece tabi tutulmadan cihazına kadar rahatlıkla gelebilen görsel materyalleri izleyerek bütün zamanını israf ediyor.

Mobil cihazları tanıma ve öğrenme çağına gelmiş çocuklar ve gençler bu cihazlarla günlerini, gecelerini geçirmekteler. Girin evlere, bu böyle. Çıkın sokağa, bu böyle. Gidin okula bu böyle.
Sadece eller ve gözler meşgul edilmiyor. Kulaklardan da bağlanıyorlar. Adeta beş duyuları çevrelerine kapanıyor. Hep mobil cihazı ile meşgul ediliyor.

Şöyle yan gözle baktığınızda, yaşına göre, ya oyunlarla geçiriyor zamanını ya emsalleri ile mesajlaşarak ya da hiçbir süzgece tabi tutulmadan cihazına kadar rahatlıkla gelebilen görsel materyalleri izleyerek bütün zamanını israf ediyor.

Bunu söylerken teknolojiye karşı olduğumuz anlamı çıkarılmamalı. Ama dozu o kadar kaçırılıyor ki o genç artık kitaba neredeyse tamamen yabancılaşıyor. Okuma alışkanlığını kazanması mümkün olmuyor. Okuması gereken yaşı ileri geçince de artık kitaba ve okumaya ısınması kolay olmuyor.

Bunlara televizyon ve dizi hastalığını da eklemek gerek. Çocukları ve gençleri kaybetmekte olduğumuzun farkında mıyız? Okullarımızda öğrencilere okuma alışkanlığı kazandırılabiliyor mu? Buna da gönül rahatlığı ile evet diyemeyiz.

Ders kitaplarının haricinde öğrencilere okuması tavsiye edilen kitaplara bir göz attığımızda bunların öğrencileri cezbettiğini söylemek de mümkün değil. Gün geçmiyor ki Millî Eğitim Bakanlığının tavsiye ettiği okuma kitaplarında skandal cümleler, bölümler kamu oyunun gündemine getirilmiyor olsun.

Anneler, babalar, öğretmenler, yazarlar, çizerler, sinemacılar, televizyoncular, eğitim uzmanları, düşünürler..! Çocuklarımızı kazanmak için bir şeyler yapın! Onların ilgisini çekip okuma alışkanlığına yönlendirecek çalışmalar yapın!

Anneler, babalar, öğretmenler, yazarlar, çizerler, sinemacılar, televizyoncular, eğitim uzmanları, düşünürler..! Çocuklarımızı kazanmak için bir şeyler yapın! Onların ilgisini çekip okuma alışkanlığına yönlendirecek çalışmalar yapın!

Tarih, coğrafya, medeniyet, insan, edep, terbiye, çevre, aktüalite, teknoloji, uzay, öykü, roman, şiir, tiyatro…

Konu kıtlığı yok. Yeter ki iyi niyetle yaklaşın. Yeter ki ifsat niyeti olmasın, ıslah niyeti olsun. Okumaya, araştırmaya özendirin.

Belki çocuklar ve gençler konusunda o kadar uzman birisi değilim. Ama durumu gördükçe içim acıyor. Biz bu konuda ne yapabiliriz, diye derin derin düşünmeden edemiyorum.

Aklıma tarih geliyor. Acizane bu güne kadar yaptığım çalışmalar geliyor. Yaptığım çalışmaları kaydetme alışkanlığı olan birisiyim.

O kayıtları bir araya getirdiğimizde diğer konuları atlayıp sadece Çanakkale zaferimiz için attığımız adımları sayısal olarak burada yan yana yazdığımızda:

Yıllar süren araştırma, inceleme sonunda 2 adet belgesel kitap, 3 adet şiir kitabı, 128 adet şiir, 12 adet bestelenmiş şiir, 133 adet televizyon belgeseli, 1817 adet konferans, 235 adet makale, 486 adet toplu şehitlik ziyaret rehberliği, 101 adet özel ziyaret, 124 adet televizyon sohbet programı, 58 adet radyo sohbeti ve diğer çalışmalar. Kitap ücretlerinden bize dönenler hariç, bu çalışmalarımızdan kimseden ücret de talep etmemişiz.

Gençlerimizi okumaya özendirmek için biz ne yapabiliriz, diye düşününce çok iyi bildiğimiz Çanakkale zaferi konusunda belki de gençlerin ilgisini çekecek bir çalışma yapabiliriz, diye düşündüm. Aklıma şunlar geldi:

Öncelikle Çanakkale zaferimizi gençlerimize okutarak sevdirmek. Okuma alışkanlığı kazandırmak için belki bu çalışmanın çorbada tuz kabilinden bir faydası olur.

Çanakkale zaferimizde imzası olan sayısız kahramanlarımız var. Bunların canlarını ortaya koyarak yaptıkları fedakârlıkları, kahramanlıkları öykü diline aktaralım. Hacmi çok geniş olmayan öykü kitapları telif edelim. Bulabildiğimiz gerçek resimlerini ebeveynlerin ve gençlerin ilgisini çekecek şekilde çizgi diline aktarıp öykülerin ilgili sayfalarına resmedelim. Seri hâlinde yayınlayalım diye düşündüm.

Hazır bizi, pandemi sürecinde ilerleyen yaşımız sebebiyle eve kapatmalarını da fırsat bilip bu çalışmayı yapalım, dedim. Şu anda bu çalışma aşağı yukarı tamamlanıyor.
Yeni kuşağın bizim dilimizi anlamakta güçlük çekebilecekleri endişesinden dolayı meslek erbabı bir uzmanla beraber “Öykülerle Çanakkale” adı ile yayınlamayı düşündüğümüz bu seri, 6-7 öykü bulunan bir kitap seti oluşturacak.

Bekir Çavuş, Ahmet Saffet Bey, Yahya Çavuş, Ramazan Ağa gibi gerçek kahramanları öyküleştirmenin yanında, Çanakkale zaferimizin bazı ayrıntılarını da anlatmış olacağız.
Bu tür çalışmaları çocuklarımıza sevdirmek konusunda anne, baba ve yakınlara büyük iş düştüğünü kabul etmemiz gerekiyor. Bu ilk serimiz gerekli ilgiyi görürse İslam tarihinden bazı kahramanları da öyküleştirmeyi planlayabiliriz.

Gençlerimize okuma alışkanlığı kazandırmak için herkes yapabileceğini ortaya koymalı. Bunu başaramazsak üzücü olmakla beraber tarihçiler “kayıp bir kuşağın” tarihini yazacaklardır .

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz