© Milli Şuur

Oyun (kağıt oyunları) oynanankahvelerde çay içmeyen, bu mekânlara karşı tavır alanlarla büyüdüm. Bu tavır alış oradaki insanlara karşı değildi, “kâğıda” mesafeli oluştan ya da o mekânda rahat edememe durumunun bir neticesiydi. Bu sebeple o kahveler hep soğuk gelir bana. Aslında kahvehane, kıraathane ve çay ocakları kültürümüzün harmanlandığı, insanların birbiriyle sohbet ettiği geleneksel terapi merkezleridir ve sıcaktır. Çayın buğusu, sohbetin tadı ve kafa dengi arkadaşlar ortamı ısıtır ama şu oyunlu kahveler bana hiç sıcak gelmemiştir; oyunun kumarı, kumarın ise kötülükleri çağrıştırdığı için büyük ihtimalle.

Ailelerimiz çocukluğumuzda bize “zar atılan oyunları oynamayın” diye sık sık tembihlerdi. Bizler de kâh uyar kâh kaçamak yapıp zarlı oyunlar oynardık. Şimdi fotoğrafı daha net görebiliyorum. Büyüklerimizin sözünü ettiğim yerlerde çay içmemesi, falanca oyunu oynamayın demesi hep bir hikmet ve hakikat düşüncesinden neşet eden bilinçli eğitim faaliyetleriymiş. Ağacı yaşken eğme ve sulama çalışmaları da diyebiliriz buna.

Son aylarda canımızı iyice sıkan olayların başında bu kumar meselesi geliyor. Eskiden bilhassa TV’lerde yılbaşında milli piyango ile gündeme gelen bu haksız kazanç güzellemeleri şimdi adım başı karşımıza çıkmakta, sorumsuz bazı medya organları ve resmi kurumların baskısı altında Türk milleti oyuna getirilmeye, ikna edilmeye çalışılmaktadır. Billboardlarda kumar oyunları gösterilmekte, TRT‘de bahis sitelerinin reklamları yapılmakta, gazete sayfalarında kumarın incelikleri anlatılmakta; velhasıl toplum kötülüğe, tembelliğe ve haksız kazanca teşvik edilmektedir. Birkaç yıldır da Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı Türkiye Futbol Federasyonu’nun organize ettiği Süper Lig’e kumar oynatan resmi bir kurum sponsor oldu. Hakkını yemeyelim, aynı Gençlik Bakanlığı, Aliya İzzetbegoviç ve Sezai Karakoç’un da aralarında bulunduğu kıymetli yazarların kitaplarını basıp gençlere dağıtıyor. Böyle trajik bir durumun içindeyiz.

“Niçin bunlar yaşanmakta?” diye sorduğumuzda daha da ilginç şeyler karşımıza çıkıyor. Mesela anayasanın 58. maddesinde şöyle yazar:

“Devlet gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.”

Sadece anayasada değil okullarda da bizlere zararlı alışkanlıklar anlatılırken, kumardan da söz edilir. Din Kültürü müfredatına baktığımızda (6. sınıf 3. ünite ve 10. sınıf 4.ünite) bu konuların hem ortaokulda hem de lisede anlatıldığını, eğitim müfredatına çoktan girdiğini görüyoruz. Konuyla ilgili ayetler herkesin malumu (Bkz. Maide suresi 90 ve 91. ayetler)

Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı Türkiye Futbol Federasyonu’nun organize ettiği Süper Lig’e kumar oynatan resmi bir kurum sponsor oldu. Hakkını yemeyelim, aynı Gençlik Bakanlığı, Aliya İzzetbegoviç ve Sezai Karakoç’un da aralarında bulunduğu kıymetli yazarların kitaplarını basıp gençlere dağıtıyor. Böyle trajik bir durumun içindeyiz.

Haksız kazanç çeşidi olan kumar ve bahis oyunlarının kötü olduğunu anlamak için Anayasa ya da Milli Eğitim’in müfredatı da şart değil. Akıl baliğ olan, iyi ve kötüyü tefrik etme yaşına gelen herkes alınteri olmadan “kazanmanın” iyi bir şey olmadığını pekâlâ anlayabilir.
Önceleri film ve dizilerde izleyenlere teşvik edici bir şekilde sigara veya alkollü içki içilen sahnelere yer veriliyordu. Şükür ki bu konuda devletimiz geç de olsa Anayasa’daki hükmün gereğini yerine getirdi. Önce sigara buzlandı, sonra alkollü içki… Benzer hassasiyeti maalesef şans oyunlarında göremedik. Bilakis şans oyunları daha da geniş bir alana yayıldı bu dönemde.

Şans oyunları ifadesi ne kadar da masum görünüyor değil mi? Dünyanın neresine giderseniz gidin herkesin kumar olduğu konusunda hemfikir olduğu bu oyunlara ülkemizde “şans” sıfatının verilmesinin de elbette bir nedeni var; calibi dikkat kelimelerle toplumu ikna etmek… Birkaç yıldır ekonomik krizle yüzleşmemizden ötürü vatandaşa “şans” adı altında umut denen hayali ekmeğin daha geniş bir çerçeveden dağıtılması olarak da bu isimlendirmeyi yorumlamak mümkün. Billboardlarda yer alan “herkesin şansı” ifadesi, bu piyangonun çıkma ihtimalini “yüksek” göstermek için atılan bir ikna adımıdır. Bu oyunda hiçkimsenin “kazanma” şansı olmadığı önceki tecrübelerle sabittir. Piyangodan yüksek miktarda para kazanan vatandaşların hayatları altüst olmuş ve hiçbiri kazanamamış, olanca imkânlarını da kaybetmişlerdir. Çünkü haksız gelir, kazanç olamaz.

İkna edilenler (veya oyuna gelenler) ve yaşanan acı tecrübelerle; bu toplumun temel değerlerinin, ahlaki yapısının ve aile kurumunun ne denli zarar göreceği, gördüğü aşikâr değil mi? Bu parçalanmışlığa etkili ve yetkili kurumların başında bulunan devlet büyüklerimiz ne kadar daha sessiz kalacak? Yoksa daha önce yaptıkları gibi kumar oyunlarından elde edilen paralarla imam hatip okulu mu inşa edecekler?

Resmi kanallarla desteklenen kumar oyunlarının insanımıza hiçbir kazanç getirmeyeceği, tam aksine bunun büyük bir kayıp/zarar/günah olduğu ortadadır

Kumar oynama internetin yaygınlaşması ile sanal alana da sirayet etti. Türkiye’de bu işi yasal ve yasadışı yapan yüzlerce internet sitesi var. Yasadışı bahis oynanan internet sitelerine kolluk kuvvetlerince yapılan hassas müdahale, ne zaman yasal kumar işlerine de yapılacak merak ediyoruz. Bu kötü alışkanlık insanlarda bağımlılığa yol açtığı gibi modern tıpta hastalık olarak da kabul edilmekte, hastanelerde bu alanla ilgili poliklinikler bile açılmaktadır.

Resmi kanallarla desteklenen kumar oyunlarının insanımıza hiçbir kazanç getirmeyeceği, tam aksine bunun büyük bir kayıp/zarar/günah olduğu ortadadır. Bu işe alışanlar maddi olarak zarar gördükleri gibi, psikolojik ve manevi olarak da bünyelerini tahrip etmekteler.
Toplumu atalete sevk eden bu kirli oyunlara, inancından şüphe etmediğimiz ve her defasında dindar nesil hedefini tekrarlayan mevki makam sahibi kişiler biran önce “Dur!” demelidir. Aksi takdirde haram normalleşecek, kötülük çoğalacak; gençlerimiz, yetişkinlerimiz ve toplum olarak telafisi zor hastalıklara duçar olacağız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz