2019 yılının Mart ayı itibariyle ülkemizde kendini gösteren Covid-19 salgını ve pandemi şartları bizleri eğitim, sağlık, iş, ekonomi, sosyal hayat ve pek çok alanda etkilemiştir. Bu etkiler aile kurumunu ve aile içi ilişkileri de yakından ilgilendirmektedir.

Bahar (2009)’a göre aile; kan bağları, evlilik ya da evlatlık edinmeye bağlı akrabalık olarak adlandırılan toplumsal bir kurumdur. Bu kurum toplumun kalbidir. Aile kurumu her türlü toplumsal olaydan etkilenir, salgın hastalıklar da bu toplumsal olaylar içerisindedir.

Pandemi sürecinde tüm dünyada ve ülkemizde uygulanan sokağa çıkma yasaklarıyla beraber insanlar evlerinde aileleriyle daha fazla vakit geçirmeye başladılar. Anne ile babanın iş ortamı ve çocukların eğitim ortamı eve taşındı. Bu durum evdeki trafiği ve etkileşimi artırdı. İnsanların etkileşiminin yoğun olduğu yerlerde çatışma kaçınılmazdır. Pandemi süreciyle aile içi ilişkilerde çatışma ve gerginlik artan bir şekilde kendini göstermiştir.

Pandemi öncesinde de pek çok üniversitede uzaktan eğitim uygulanmaktaydı fakat ilköğretim ve ortaöğretimde uzaktan eğitim pandemi ile birlikte ilk defa deneyimlenmiş oldu. Uzaktan eğitimden alınan verimde; öğretmen ve öğrenci arasındaki etkileşim, iletişim olanakları, internet alt yapısı gibi pek çok faktör etkili olmuştur. Ailenin diğer üyelerinin öğrenci ile aynı evde bulunuyor olması, ev ortamındaki gürültü ve etkileşim gibi faktörler de uzaktan eğitimin verimli olup olmamasında belirleyicidir.

Öğrencinin eğitim aldığı ortamdaki köklü değişiklik elbette aile içi ilişkilerde de etkili olmuştur. Sosyal izolasyon ve karantina, insanlardaki kaygı düzeyini yükseltmiştir. Salgın hastalık gibi durumlar kişilerde travmatik etkilere yol açabilir. Göksu ve Kumcağız’ın (2020) yaptığı araştırmaya göre bu dönemde kadınların erkeklere göre, bekârların da evlilere göre daha kaygılı olduğu bulgulanmıştır. Ayrıca kaygı düzeyi yaş gruplarına ve mesleklere göre de farklılık göstermektedir.

Kaygı paylaşılabilen bir duygudur. Kaygılı anne ve kaygılı baba, süreç itibariyle zaten kaygılı olan çocuğun kaygısını daha da artırıp aile içi ilişkilerin zedelenmesine neden olur. İlişkilerin zedelenmesi, sınırların ortadan kalkması veya değişmesi de çatışmayı artırır.

Pandemi sürecinde kaygılı ve stresli hissetmek olağan bir durum olmakla birlikte bu duyguların yönetimi süreci daha kolay hale getirebilir. Spor, düzenli uyku, sağlıklı beslenme, nefes egzersizleri; kaygı ve stresin azalmasına yardımcıdır.

Pandemi sürecinin topluma, aile kurumuna ve öğrencilere etkisi bir tarafa, bu süreçle başa çıkma ve kriz yönetimi, bu dönemde insanların ihtiyaç duyduğu öğeler oldu. Covid-19 ile mücadelede başa çıkma için maske, mesafe ve hijyen kuralları ile aşı çalışmaları etkili fakat pandeminin insanlarda yarattığı stres ve kaygıyı en aza indirmek adına yapılacak çalışmalara ihtiyaç var. Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri bu dönemde pek çok psikoloğu salgın ile psikolojik mücadele için görevlendirmiş ve psikolojik destek için telefon hattı oluşturmuştur.

Pandemi sürecinde kaygılı ve stresli hissetmek olağan bir durum olmakla birlikte bu duyguların yönetimi süreci daha kolay hale getirebilir. Spor, düzenli uyku, sağlıklı beslenme, nefes egzersizleri; kaygı ve stresin azalmasına yardımcıdır. Evde geçirilen vakit arttıkça uyku ve yemek saatleri değişkenlik göstermekte bu da günü programlamayı zorlaştırmaktır. Kaygıyı kontrol altına almanın yollarından biri de günü planlamak ve plana sadık kalmaktır. Bu dönemin başında insanların yaşadığı travmatik belirtiler normal tepkilerdir fakat travmatik belirtilerin devam etmesi durumunda mutlaka bir ruh sağlığı uzmanına danışılmalıdır.

Bu belirtiler arasında öfke patlamaları, her an tetikte olma, abartılı davranışlar, aşırı korku, aşırı kaygı, tekrarlayan şekilde sürekli hastalığı düşünme, uykusuzluk veya aşırı uyuma sayılabilir.
Bu dönemde aile içi çatışmalar ve uyumsuzluk ile başa çıkmak adına, aile bireyleri birbirlerinin sınırlarına saygı duymalı, birbirlerine karşı aşırı eleştirel veya tepkisel davranmaktan sakınmalıdır. Ev içerisinde herkesin yalnız vakit geçirebileceği özel bir alanı veya odası olmalı ve belli saatlerde herkes özel alanında vakit geçirmelidir. Aile bireyleri, ev içerisindeki günlük programlarını uygularken birbirlerinin hakkını gasp etmemeli, ortak kullanım alanları ve ortak kullanım nesnelerini diğerlerinin de programlarına uyacak şekilde kullanmalıdır. Bireyler birbirlerine karşı empati ve anlayış içerisinde olmalıdır. Kardeşlerin kullanımında tek bir bilgisayar var ise çalışma programı kardeşler ile bir arada yapılmalı ve programdaki ortak saatler için farklı çözüm planları aranmalıdır. Kardeşlerden biri derste iken veya anne-babanın evde çalıştığı durumlarda evde sessizlik sağlanmalıdır.

Son olarak pandemi süreci ne kadar uzun sürerse sürsün bir sonunun olduğu ve bir gün elbette biteceği unutulmamalıdır. Bu durum ancak bizim sabrımız ve çabamız ile gerçekleşecektir. Süreci olabildiğince normalleştirerek yaşamak ve uyum sağlamak hem bugünü hem de yarını kazanmanın yoludur.

KAYNAKÇA

Bahar, H. İ. (2009). Sosyoloji (Vol. 31). Usak Books.
Göksu, Ö.,& Kumcağız, H. (2020). Covid-19 Salgınında Bireylerde Algılanan Stres Düzeyi ve Kaygı Düzeyleri. Electronic Turkish Studies, 15(4).

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz