© Milli Şuur

“İki şey vardır, insanların çoğu onun değerini bilmezler: Sıhhat ve boş vakit.” (Hadis-i Şerif)

Zaman Allah’ın insana bahşettiği en büyük nimetlerden biridir, önemli olan bu nimetin kadrini bilmek suretiyle değerlendirmektir. Zamanı değerlendirmek, onu ölçülü ve bilinçli kullanmakla olur. Bunun yolu da zamanı iş, ibadet ve istirahat saatlerine bölerek bir disiplin dâhilinde zamana hükmetmekten geçer.

Müslüman’ın boş vakti veya boşa harcayacak zamanı yoktur. Ömrümüz, sınırlı ve sonlu olduğundan sınırsız ve sonsuz mükâfatları kazanabilmenin bunun yanında dünya hayatında başarılı olabilmenin yolu zamanı doğru ve verimli kullanmaktan geçer. Çünkü zamana hükmedenler zamanın kıymetini bilenlerdir.

Zaman denilen şey direkt algılara giren bir şey olmadığı gibi fiziksel bir nesne gibi dış dünyada tecrübe edilebilir değildir bundan dolayı muğlâktır, kapalıdır. Zamanı yönetme becerisi kazanmak, hem eğitsel hem bireysel hem de kurumsal açıdan belli miktar emek ve çaba gerektirir. Bir kez kazanıldığında ise otomatik hâle gelir.

Sonuçta biz “dünün geleceği, yarınında dünüyüz”. Öyleyse nesillerimizi yarınlara hazırlamak için bazı şeylerin üzerinde hassasiyetle durmalıyız.

Prof. Halit Ev der ki: “Öğrencinin aktif olduğu ancak onun öğrenmeye katılarak sorumluluk aldığı durumda istenen başarı elde edilebilir.” Bu noktadan hareketle zaman denilen geriye gelmeyecek bir değerin doğru ve bilinçli kullanımının eğitiminde başlangıç noktası olduğu kendiliğinden ortaya çıkmış olur. Peki, yeterince önem verilmeyen hatta eksikliği bile fark edilmeyen bu noksanlığın eğitimi nasıl olmalı?

Aslında, zamanın yönetimi ve eğitiminde öncelikle “Zaman nedir?” ve “Zaman yönetimi ne işe yarar?” konusuna açıklık getirmek zaruret olacaktır.

Yazımızın konusu bu olmadığından elbette bu iki kavramın enine boyuna tanımını yapacak değiliz. Fakat kabaca değinecek olursak zaman, mutlaka içinde belli bir eylemin bulunduğu bir akışın fark edilmesi; zaman yönetimi ise sorumluluklarımızın gereğini yerine getirmeye yönelik olarak yaptığımız faaliyetlerin planlanıp uygulanması ve denetlenmesi süreçlerinden oluşan daimi bir döngüdür. Zamanı mümkün olduğunca etkin, bağlı olarak etkili bir biçimde kullanıp denetleme sistemidir.

Boş zaman denince akla daha çok popüler kültürün bizim dünyamıza kattığı ilgiler gelir. Hepimizin dünyasında artık bir şekilde yer bulan özellikle sosyal medya ve dijital oyunlar, bugün boş zaman dediğimiz zamanı neredeyse bütünüyle kuşatıp dolduruyor. Üstelik iş zamanları da dâhil en küçük bir boşluk bulunduğunda hemen sosyal medya paylaşımları veya oradaki ilgiler yoklanmaya başlıyor.

Tam da bu noktada zamanın niteliğini konuşma gereği zaruri olacaktır. Yani “Zamanı nasıl tüketiyoruz?” sorusu irdelenip çözüm üretilmesi son derece hayati önem arz ediyor. Zamanı nasıl algıladığımız kadar onu nasıl tükettiğimiz ya da nasıl kullandığımız bugün biraz daha önemli hâle gelmiştir. Hatta bunu mukayese edebileceğimiz elimizde bir inanç sistemimiz de mevcut.

“Zaman yönetimi neden bu kadar önemli?” sorusu kişisel gelişim klişelerine bırakılamayacak kadar önemli ve üzerine ciddi olarak eğilinmesi gereken bir konu. Çünkü zaman doğru yönetilemiyorsa hemen hemen hiçbir şey doğru yönetilemiyor demektir.

Konuya farklı bir perspektiften bakabilmek için Feyza Coştu’ya kulak vermek yerinde olacaktır. Dr. Öğr. Üyesi Feyza Ceyhan Çoştu fiziksel zaman ile zihinsel zaman farkını şöyle ifade eder: “Fiziksel zamanı, doğal unsur olarak kabul edip eşit birimlere bölerek nesnel-fiziksel zamandan hareketle dünyayı anlamaya çalışıyorsak burada ontolojik bir zamanın varlığı söz konusudur.

akat zihinsel zamanda, biraz daha insanın yönettiği, insanın hem algıladığı hem onu anlamaya çalıştığı, dolayısıyla bilinçte şekillenip bilinçte anlam bulan bir zamanın algısı ortaya çıkar. Bu noktada zamanın tarafsızlığı son bulur. Dinler, gelenekler, kültürler bazı yüklemeler yapar böylece farklı boyutlarıyla ortaya çıkan bir nevi kompleks bir yapı olarak karşımıza çıkar.”

Öyleyse zamanın zihinlerde toplum değerlerine uygun doğru normlarla yapı oluşturması, faydalı ve işlevsel kullanılması hatta popüler kültürün çarkları dışına çıkarılması tamamen bizim vereceğimiz eğitime bağlıdır.

Madem esasen zaman yönetimi, bir gün içindeki eylemlere harcanan zamanı organize etme ve planlama yeteneğidir. O hâlde, zamanı iyi yönetmenin sonuç ve göstergesi, etkinlik ve verimliliğin artmasıdır.

Zaman yönetilmezse zaman kişiyi yönetecektir.

Planlama, zaman yönetiminin kilit yönüdür. Hedef belirleme, daha iyi bir performans için önceliklendirme, önem ve aciliyet sıralaması gibi becerileri içerir. Bu durumda zaman yönetimi eğitiminin ve planlamasının da başarılı birey, başarılı toplum oluşturabilmek için Allah’ın bahşettiği ve hesabını soracağını ifade ettiği için öncelenmesi gerekir. Sonuçta yapabileceklerimiz düşündüklerimiz kadardır.

Doç. Dr. Sait ULUÇ’un “Zaman Yönetimi” yaklaşımından hareketle zaman yönetimi eğitiminde takip edilmesi gereken adımları bebek adımları mesabesinde bile olsa kanımca şöylece alt alta maddeleyebiliriz:

Öncelikle üzerinde durulması gereken nokta: Zamanı yönetmenin aslında hayatı ve bireyin kendisini yönetebilmesi olduğunun farkına varılmasının sağlanmasıdır. Çünkü zaman yönetilmezse zaman kişiyi yönetecektir.

1- Konu üzerinde ortak bilinç oluşturmalı, herkese dağıtılan kıt bir kaynak olduğu bilincini aşılamalıdır, bağlantılı olarak bu kıt kaynağı nasıl harcadığı nerede ve ne kadar sarf ettiği konusunda bilincin yükseltilmesi gündeme alınmalıdır.
2- Biyolojik zamanlamanın doğru yönlendirilmesi gerekir. İrade gelişimi, iç disiplin, öz yönetim, otokontrol ve biyolojik zamanlama uygulamaları geliştirilmelidir.
3- Ekonomik zamanın (iş ve okul zamanları) en verimli kullanılması Allah korkusu ve rızası gözetilerek her iş ve hizmet zamanlarının kişisel kullanım ile suistimal edilmeden canla başla çalışılması için yöntemler geliştirilmesi öncelenmelidir.
4-Hedef belirleme, görev listesi yapıp öncelik belirleme, planlama, odaklanabilme, uygulama, denetleme ve değerlendirme süreçlerinden oluşan zamanın tanzimi ve yönetim bilinci aşılama yöntemleri geliştirilmelidir.
5- Zaman yönetimindeki önemli adımlar olan:

a- Zamanı algılama ve farkındalık,
b- Zorluklarını fark etme, zamanı verimli kullanabilme,
c- Kendini tanıma bilme, bireysel hedeflerini belirleyebilme,
d-Olumsuz iç diyaloglar, stres, kararsızlık ve komplekslerle baş edebilme,
e -Sorumluluklarının bilincine varma,
f- Zaman tuzaklarını fark edebilme,
g- Zaman yönetimi konusundaki işe yarar tekniklerin uygulanması,
şeklindeki aşamalar eğitim süreçlerine aktif olarak dâhil edilmelidir.

6- Kontrol edilebilen olayların planlanması, dışta gelişip kontrol edilemeyen olayları ise yönetebilme becerisi kazandırma çalışmaları yapılmalıdır.
7- Aktif ve verimli kullanarak zamanın efendisi olma bilinci oluşturulmalıdır.
8- Ancak zaman yönetimi düzgün ayarlanıp gereksiz hırslara girilmezse zamanı satın alabileceğinin anlatımı yapılmalıdır.
9- Erteleme oyalanma, gözde büyütme, sonuç için olumsuz inanç, işi başkalarına yıkma veya suçlama, işin nasıl yapılacağını bilememe, olumsuz kemikleşmiş alışkanlıklar, gecikmelere müdahale edilmemesi, aşırı planlama, sürekli işi değil planını yapma, kendine aşırı güven ya da güvensizlik, acelecilik, hayır diyememe veya aşırı sosyallik, dağınık yaşam alanları, yetki devri yapamama (ya da her işi üzerine alma), sık sık mola verme veya aşırı titizlenme gibi olumsuz etkenlerin nasıl ortadan kaldırılabileceği ile ilgili pratikler geliştirilip uygulamaya alınmalıdır.
10- Kendini yönetebilmeyi öğretme seçenekleri üzerinde çalışılmalıdır. Enerjileri doğru şekilde kanalize edebilme becerileri geliştirici yöntemler devreye sokulmalıdır.

Sonuncu madde sık sık analiz yapabilme, günün 24 saatinin gözden geçirilmesi davranışının geliştirilmesi ve bu analizin mutat olarak uygulanabilir bir psikomotor eylem hâline dönüştürülmesi yolları aranmalıdır. Hz. Ömer’in “Bugün Allah için ne yaptın?” sözü ile bayraklaşmış günlük mutat muhasebe-analiz uygulaması bu maddenin en önemli dayanağı olduğu muhakkaktır.

Sonuç olarak zamanı yönetme eğitimi şuur bilinci gelişmiş eğitimcilerin ilgi ve emeğine muhtaç bâkir bir alandır. Unutulmamalıdır ki başarıyı getiren unsur yapabilmeye olan inançtır ve hep duyduğumuz gibi “Hiçbir mazeret başarının yerini tutmayacaktır.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz